Son günlerde Suriye’de devam eden çatışmaların yarattığı tahribat, ülkedeki ateşkesin sağlanması için gerekli adımları atma konusunda uluslararası toplumu harekete geçiriyor. Özellikle Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yapılan görüşmeler, dikkatleri üzerine çekmiş durumda. Bu bağlamda, ateşkesin üçüncü günü geride kalırken, her iki taraf da gelecekteki olası adımları değerlendirmeye devam ediyor. Şam yönetiminin, SDG'ye tanıdığı sürenin dolmasına bir gün kala yaptığı açıklamalar, çatışmaların seyrini değiştirebilir.
Ateşkes, Suriye'deki yıllardır süregelen iç savaşın durdurulması ve barışın tesis edilmesi adına kritik bir adım. Geçmişte benzer ateşkes girişimleri, maalesef sürekli olarak ihlal edilmiş ve taraflar arasındaki güven bunalımı daha da derinleşmişti. SDG ile Şam arasındaki mevcut çatışma ortamı, ülkede etnik ve siyasi gerginliklerin ne denli karmaşık olduğunu gösteriyor. Uluslararası gözlemcilerin ve barış arabulucularının devreye girmesi, bu ateşkesin sürdürülebilirliğini sağlamada büyük bir rol oynayabilir. Özellikle Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşların konuya müdahil olması, hem SDG’ye hem de Şam yönetimine bu konuda bir baskı unsuru oluşturuyor.
SDG, Suriye'nin kuzeyinde, özellikle de Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde etkili bir güç haline gelmiş durumda. Uluslararası koalisyonun desteğini arkasına alan SDG, zaman zaman Şam yönetimi ile de müzakere masasına oturmuştu. Ancak, Şam yönetiminin son zamanlarda uyguladığı baskılar ve askeri harekâtlar, SDG’nin pozisyonunu zayıflatan unsurlar arasında yer alıyor. Şam'ın, SDG'ye verdiği süre dolarken yapacağı açıklama, her iki tarafın geleceği açısından büyük önem taşıyor. Eğer ateşkes sağlanabilirse, bu durum yalnızca Suriye’deki çatışmaları değil, bölgedeki genel güvenlik durumunu da olumlu yönde etkileyebilir.
Ateşkesin sürmesi, sivillerin bu kaotik ortamda bir parça olsun nefes almasını sağlayacaktır. Şu an itibarıyla, özellikle çatışma bölgelerinden kaçan siviller için her an yeni bir barınma ihtiyacı doğuyor. Geçmişte yaşanan tehcirler ve göçler, bölgenin demografik yapısını değiştirmiş durumda. Şam yönetimi, SDG ile bir uzlaşıya varılması durumda hem uluslararası toplum nezdinde prestij kazanacak hem de içteki muhalefetin elini zayıflatacaktır. Ancak, bu süreçte şiddet tekrar tırmanabilir, bu yüzden her iki tarafın da ateşkese sadık kalması çok önemli.
Sonuç olarak, ateşkesin 3. gününün ardında kimin elinin güçleneceği ve barış sürecinin nasıl ilerleyeceği, yakın bir gelecekte netlik kazanacak. Her iki tarafın da nihai çözüm için müzakere masasına dönmesi, Suriye için yeni bir umut kaynağı oluşturabilir. Ancak bu yolda, güvenin yeniden inşası ve geçmişin yüklerinden arınmak, öncelikli hedef olmalıdır.